Mizah mı Dedin?
Yok, bu sefer öyle değil. Gürültüden başımız ağrımaya başlamıştı zaten, bu ciddi bir travmaya dönüşmeden bizde katıldık modern çağda popüler kültürü eleştirmeye. Nereye varacağımızı veya ne kadar süreceğini Tanrı bilir lakin biz bu işten memnunuz. Zira bu manifesto yazısı herhangi bir açılım ile karıştırılmamakla birlikte eleştiri düttdürüsünde(kervanı kelimesi de getirilebilir) bizimde ruhumuz olduğunu anlatma çabamızın başlangıcıdır. Birde canımlı cicimli konuşmamaya gayret edelim aksi takdirde sansürün okkalı tokadını bizimde yememiz şart olur/olan düzeni ve rahatı bozmak nedeni ile(!)
Ne diyorsun sen kuzum diyeniniz çıkacaktır aranızdan mutlaka. Bizim sorunumuz noktalama işaretleri ile değil. Çıbanbaşı olmak hiç önemli değil bu konuda bizden daha hinleri de var. Şunun şurasında alelade bir hayat sürmüyor muyuz? Ve biz bir yerlerdeyiz; kimimiz hayatın ordasın da, kimimiz kaybolan yıllarda, kimimiz ise o eski biziz. Bizi var eden alaturka masal, vurdumduymaz bir deneyin içinde nefessizce ve çığlıklarla yaşamamızı öğretmedi mi zaten. Sonradan görmüşlük hayatımızı paramparça etmedi mi?
Çaresiz olan bizler miyiz(ne de sizler, biz kelimesi tüm şahısları içine alsa da ısrarla iğrençliklerini sürdüren insanlar bu sistemli sözcüğün dışında kalır)? Kafanızı kaldırıp bir olan bitene bakın demek bizim budalalığımız olur çünkü bu durum insana en aldatıcı ve günah yüklendirici durumudur; böyle bir şey söz konusu bile olamaz. Mizah bizin işimizdir gibi beylik laflarla toplumdaki tıkanıklığı daha fazla tetiklemek bütünüyle yanlış olur siz en iyisi yaşayın. İster olağan şekilde, isterse tüketimsel, isterseniz bakış açısı farklılıklarıyla. Haz alın, varolun, başkaldırın, azizleşin, eleştirin, nedensizleşmeyin ve birkaç beden büyüyün.
Ve aklımdan tuttum bir sayı: "ÇemkirgeÇ"





