"Bloglar Buraya, Fikirler Buraya, Tasarımlar Buraya!" adını verdiğimiz projeye bir blog, bir fikir ve bir tasarım eklendi ve ortaya bambaşka bir site çıktı. Çok yakından bazı teknik sorunlarda halledilince bu site yayına sokulacaktır. "zagor"un bize gönderdiği projenin ön izlemesini buradan görebilirsiniz. Projemize de buradan ulaşabilirsiniz.
Malum bugünlerde buralarda ummalı bir çalışma var. Yeni yayın dönemimiz dopdolu olacak: İki farklı yayınla yine sizlerin karşısında olacağız. Bunlardan birisi arşiv niteliğinde diğeri belge. İzlemeye, ve okumaya doyamayacaksınız...
"çemkirgeç" adıyla yayın yaptığımız blogda bazı teknik sebeplerden dolayı uzun bir gözleme alınmıştır. Blogun üzerinde bazı deneyler yaptıktan sonra doğaya salını verilecektir. Bu sürede bazı geliştirmeler ve entegreler uygulanacak ve yayını farklı bir boyutla yeniden açacağız.
-Genç dimağların bir ürünü Başir Bey, kendilerine twitic nedir diye sorulduğunda: Bir kirpi olduğunu sanıyoruz. Kesinlikle parmak hesabı yok... diye cevap veriyorlar. Anladınız mı Başir Bey?
Sansürün modern zamanlardaki halini en yalın biçimde anlatan YayınYok bu amaçla hizmete girdi. Zorba insanının sansürü uyguladığı yerler keyfe göre seçilmekle beraber çok kolay bir şekilde mahkemeler aracılığıyla halledilebiliyor. Onların istedikleri şu: hiçbir şekilde gerçeğin* dile getirilmemesi. Bunun diğer adı tüm yayınların durması...
YayınYok adlı blogdan alınan bir paragraf:
Sansür insanları zararlı içeriklerden korur, aynı zamanda koruma amacının dışına çıkmış ve başka anlamların altına gizlenerek öğrenilecek bilginin bir şekilde yok edilmesine de sansür denir. İnsan sansürlü olarak doğmuştur; şeffaf değildir ve kendi düşüncelerini bir başkası bilemez. Bu durumda sansürün olmamasını istemek kendi varlığımızı kısıtlamak anlamına gelir. Fakat modern toplumlarda sansür totaliter rejimin bir parçası haline gelmektedir. Belirli kuralları olmadan uygulanan sansür keyfe göre yapılmakla birlikte ister istemez aklımıza şu soruyu da getirebiliyor, bugün neye göre sansür uygulanıyor[...]
*gerçek: burada bahsi geçen kelime topluma ters düşmeyen ve toplumun aynası olan anlamına gelmektedir. Hiçbir şekilde popüler kültürü yansıtmamaktadır. Kültüre ve ahlaka aykırı olan sansürü hak eder.
Yok, bu sefer öyle değil. Gürültüden başımız ağrımaya başlamıştı zaten, bu ciddi bir travmaya dönüşmeden bizde katıldık modern çağda popüler kültürü eleştirmeye. Nereye varacağımızı veya ne kadar süreceğini Tanrı bilir lakin biz bu işten memnunuz. Zira bu manifesto yazısı herhangi bir açılım ile karıştırılmamakla birlikte eleştiri düttdürüsünde(kervanı kelimesi de getirilebilir) bizimde ruhumuz olduğunu anlatma çabamızın başlangıcıdır. Birde canımlı cicimli konuşmamaya gayret edelim aksi takdirde sansürün okkalı tokadını bizimde yememiz şart olur/olan düzeni ve rahatı bozmak nedeni ile(!)
Ne diyorsun sen kuzum diyeniniz çıkacaktır aranızdan mutlaka. Bizim sorunumuz noktalama işaretleri ile değil. Çıbanbaşı olmak hiç önemli değil bu konuda bizden daha hinleri de var. Şunun şurasında alelade bir hayat sürmüyor muyuz? Ve biz bir yerlerdeyiz; kimimiz hayatın ordasın da, kimimiz kaybolan yıllarda, kimimiz ise o eski biziz. Bizi var eden alaturka masal, vurdumduymaz bir deneyin içinde nefessizce ve çığlıklarla yaşamamızı öğretmedi mi zaten. Sonradan görmüşlük hayatımızı paramparça etmedi mi?
Çaresiz olan bizler miyiz(ne de sizler, biz kelimesi tüm şahısları içine alsa da ısrarla iğrençliklerini sürdüren insanlar bu sistemli sözcüğün dışında kalır)? Kafanızı kaldırıp bir olan bitene bakın demek bizim budalalığımız olur çünkü bu durum insana en aldatıcı ve günah yüklendirici durumudur; böyle bir şey söz konusu bile olamaz. Mizah bizin işimizdir gibi beylik laflarla toplumdaki tıkanıklığı daha fazla tetiklemek bütünüyle yanlış olur siz en iyisi yaşayın. İster olağan şekilde, isterse tüketimsel, isterseniz bakış açısı farklılıklarıyla. Haz alın, varolun, başkaldırın, azizleşin, eleştirin, nedensizleşmeyin ve birkaç beden büyüyün.